Başlıksız Bölüm
**YÜKSELİŞİN BAŞLANGICI**
Ethereum, Ripple.
Tüm servetim olan 100 milyon Doları (yaklaşık 3.2 milyar TL) yarı yarıya bölerek yatırdıktan sonra beklemeye başladım.
İnsanların hırsına bahse girmiştim ve en az bir hafta beklemem gerektiğini düşünüyordum ama...
Hükümetin vergilendirme ve düzenleme duyurularıyla düşüşte olan coinler aniden fırladı.
Ethereum %32, Ripple %16.
“Bu kadar hızlı mı tepki verdiler?”
İnsanların hırsını tahmin etmekte başarılıydım ama hızını ve büyüklüğünü tam tutturamamıştım.
Yalnızca Ethereum’dan 16 milyon Dolar, Ripple’dan 6 milyon Dolar.
Yatırım büyük olduğu için kazanç da çoktu, ama yatırımda başarılı olmanın verdiği o *zafer hissi* her şeyden daha büyüktü.
“Kararım doğruydu.”
Tahminim isabet etmişti, bu mutlulukla doluydu.
Sabah şirkette çalıştıktan sonra, iş arkadaşlarımla birlikte binanın çatısına çıktım.
“Gördünüz mü? Bitcoin sürekli düşecek değildi ya. Ben zaten tepki vereceğini biliyordum.”
“Sadece bugün %14 yükseldi! İşte korkuya yatırım yapmanın sonucu budur. Bitcoin, geleceğin ana akımı haline geldi.”
Binanın çatısında, aynı plazada çalışan diğer şirket personelinin konuşmaları duyuluyordu.
Şirketler açısından hoş karşılanmasa da, gayrimenkul ve finansal yatırımla ilgilenen Gangnam plaza çalışanları arasında kripto en popüler konuydu.
* Ohaaaa. Bizim şirketteki en genç çalışan 4 milyar Won (yaklaşık 3 milyon Dolar) kazanıp istifa etmiş.
* Müdür Bey, evi ipotek ettirip emeklilik tazminatını EOS’a basmış. Karısı boşanma davası açmaya hazırlanırken, coin üç katına çıkmış ve mutlu son.
* Bizim ekipten biri istifa dilekçesi verdi. Gerekçesi, Bitcoin’in fırlamasıymış.
Şehir efsanesi gibi çalışanlar arasında dilden dile dolaşan hikâyelerdi bunlar.
Takım Lideri Seo gür bir kahkahayla konuştu:
“Kim Bey. Senin dediğini dinleyip Ethereum’a yatırım yaptım ve Ethereum %30 yükseldi. Gerçekten de %30 cebe indireceğimi düşünmemiştim.”
Takım Lideri Seo bana teşekkür ediyordu. Normalde kolay kolay teşekkür etmeyen biriydi. Geçen yıl kendisine saç dökülmesi ilacı önerdiğim Kim Sang-gi’ye teşekkür edişi aklıma geldi.
“Şans işte, ne yaparsınız.”
“Şimdiki dünyada şans, yetenek demektir. Sürekli düşen bir coin piyasasıydı. Senin sayende girip kazanç sağladım. Ethereum’a 20 milyon Won (yaklaşık 15 bin Dolar) yatırmıştım. Keşke daha çok bassaydım diyorum. Sayende balık oltamı yenileyeceğim artık, haha.”
Plaza çalışanları yedek akçelerini coine yatırıyordu.
Eğer coin yatırımları başarılı olursa, çeşitli hobi malzemelerinin satışı artmaz mıydı?
“Takım Arkadaşım. Teşekkür ederim.”
“Kim Shin. Giriş yaptığım dönemden arkadaşım. Senin sayende emeklilik tazminatımı kurtardım.”
Diğer çalışanların teşekkürleri de peşi sıra geldi.
200, 300 (bin Won). Az da olsa küçük meblağlar yatıran çoktu.
“Peki ne zaman satmalıyız? Kısa sürede çok yükseldi, yavaştan satmanın zamanı gelmedi mi?”
Kim Sang-gi ciddi bir ifadeyle sordu.
Ben 10.000 kat gibi akıl almaz bir getiri sağlamış olsam da, %20-%30 bile çok yüksek bir kârdır. Bir yıl boyunca hisse senedi alıp satsan zor elde edeceğin bir kârı birkaç günde yapmışlardı.
Elbette iş arkadaşlarımın yatırımlarından tamamen sorumlu olmayı düşünmüyordum.
“Yatırım kişinin kendi sorumluluğudur. Ben sadece hangi coini aldığımı söyledim.”
“Tamam, anlıyorum. Kaybetsem de seni suçlamaya hiç niyetim yok. Sonuçta senin tavsiyeni dinleyip ben karar verdim. Ama neyse, şimdi satacak mısın?”
“Hayır. Satmayacağım.”
“Gerçekten mi?”
Ethereum ve Ripple hızla yükselmişti. Bu, hükümet düzenlemelerine rağmen coin piyasasının büyük ölçüde daralmayacağı beklentisindendi.
Ve bu da piyasanın hırsının hala canlı olduğu tahminimi güçlendiriyordu.
“Bence biraz daha yükselecek.”
“Öyle mi?”
Öğle yemeğinde kimçi güveci yedik ve öğleden sonra oldu. Ben şirketteyken coin fiyatlarını kontrol etmedim ama iş arkadaşlarım boş buldukları her an bakmışlardı anlaşılan.
İşimle uğraşırken, omzuma aceleyle dokunan bir el.
“Buyurun, Takım Lideri.”
“Gel, biraz konuşalım.”
Ahn Takım Lideri’ni takip ederek ofisten çıktım ve asansöre doğru ilerlerken, normalde çatı ekibinde olanlar da teker teker yanımıza yaklaştı.
“Kim Shin. Sevgili arkadaşım benim!”
Kim Sang-gi ağlamaklı bir sesle gelip bana sarıldı. O kadar sıkı sarılıyordu ki, boğulacak gibi oldum.
“İnanılmazsın, Kim Bey.”
“Kim Shin. Sadece sana güveniyorduk!”
“Tebrikler!”
İş arkadaşları anlaşılmaz şeyler söylüyorlardı.
“Müthiş fırlama! Senin sayende ne kadar kazandığımı biliyor musun?”
“Ne? Ne oldu ki?”
“Ripple!”
“Ne oldu? Anlatın bakalım.”
Geç kalarak dinlediğim açıklamalarla durumu anladım.
Şirkete gelmeden hemen önce, yerel borsada Ripple’ın işlem fiyatı 349 Won’du.
Şimdiyse tam 599 Won.
Sadece birkaç saat içinde %70 yükselmişti. Kripto piyasasında fiyat yükselince ‘fırlama’ kelimesi sıkça kullanılır ama bu resmen *büyük fırlamaydı*!
‘Tanrım. %70 mümkün müydü?’
Bir günde %70 kâr... Bu nasıl bir getiri oranıydı?
‘Sabah Ripple’daki değerlemem 58 milyon Dolar civarındaydı. %70 yükselirse... Bu ne kadar eder?’
Matematiğim zayıf olduğu için tek tek çarpıp topladım.
‘40.6 milyon Dolar daha eklemem gerekiyor. 98.6 milyon Dolar mı? Sadece Ripple’daki varlığım neredeyse 100 milyon Dolar oluyor.’
Kısa sürede coin piyasasında takılırken bir gerçeği anlamıştım:
Hırs bir kere tetiklenirse, kontrolden çıkacağını.
‘Bu kadar hızlı servetim artar mı?’ diye düşünecek kadar hızlı bir artıştı bu.
“Ühahahaha. Ben büyük ikramiyeyi vurdum. Ripple’a 40 milyon Won (yaklaşık 30 bin Dolar) yatırmıştım! Dünkü ve bugünkü yükselişleri toplarsak, yıllık maaşımı çıkardım!”
“Tebrikler. Keşke ben de Ripple alsaydım. Sadece Ethereum’a yoğunlaşmıştım.”
“Ben en azından 8 milyon Won almıştım, neyse ki.”
“Peki ya Takım Lideri Seo?”
“Ah. İki gün önce Kim Bey söylemişti ama ben Ethereum’a %70 ağırlık vermiştim. Ripple’a az koymuştum.”
“Ama Ripple’ın bu kadar büyük bir patlama yapacağını gerçekten tahmin edememiştik.”
“Kesinlikle. Oysa diğerleri yükselirken uzun zamandır sessiz kalan bir coindi.”
Coin piyasasında, başka birinin ne kadar kazandığı büyük bir ilgi odağıydı.
Kim Sang-gi bana sordu.
“Sen Ripple’a ne kadar yatırdın?”
Zaten lüks bir araba kullanıyordum ve şirkette 2 milyar Won servet söylentisi yayılmıştı. En azından bu kadar düşündükleri için yalanlamadım.
Yalan söylemek istemiyordum ama dürüstçe cevap vermek de imkânsızdı.
“Ethereum 1 milyar Won, Ripple 1 milyar Won.”
“Gerçekten mi? O kadar çok mu yatırım yaptın?”
“Evet. Aslında biraz daha fazla.”
“Kim Bey. Tamamen patlattın o zaman. Dur bakalım. Bu durumda en az 700 milyon Won (yaklaşık 500 bin Dolar) kazanmış olmuyor musun?”
“Ethereum’u da hesaba katarsak 1 milyar Won bile olabilir.”
Temel birimler o kadar değişmişti ki, onlara neredeyse 100 milyon Dolar kazandığımı söyleyemedim.
***
İş arkadaşlarım indikten sonra bir süre daha şirketin çatısında kaldım.
Kışın dondurucu rüzgarını karşılarken, sıcak kahvemi yudumluyordum.
Ahn Takım Lideri omzumu dürttü.
“Tebrik ederim. Coinlerden çok para kazanmışsın.”
“Evet. Teşekkürler, Takım Lideri.”
Sıradan bir tebrik olduğunu sanmıştım ama değildi.
“Kim Bey işe başladığından beri seni izliyorum. Başkaları bilmez ama ben bilirim. Duyulduğu gibi Kim Bey’in 2 milyar Won kazanıp Ferrari alacak biri olmadığını.”
“Ah...”
“Ondan çok daha fazlasını kazanmış olmalısın, öyle değil mi?”
“Haklısınız.”
Karakterim gerçekten de fazla pintiydi. Beni iyi tanıyan Ahn Takım Lideri, söylentilerden çok daha fazla kâr elde ettiğimi tahmin etmişti.
“Kimseye söylemeyeceğim, merak etme. Yine de 4 milyar Won’dan fazladır herhalde. Benim tanıdığım Kim Bey, ne kadar araba isterse istesin, servetinin %10’undan fazlasını harcamazdı.”
“...”
Aslında servetimin %1’ini bile harcamamıştım. Tüm servetim 10 milyar Won olsaydı bile Ferrari almazdım herhalde.
Üniversitede ve iş hayatında tanıdığım birçok insan vardı. İş arkadaşları, doktorlar ve hemşireler.
Ahn Takım Lideri ise bana en çok yardım edenlerdendi. Ona son zamanlarda zihnimi kurcalayan bir derdimi açabileceğimi hissettim.
“Takım Lideri.”
“Efendim.”
“Coinlerle para kazandım, evet. Ama şimdiye kadar yaşarken yapmayı becerebildiğim hiçbir şey yok.”
“Yapmayı becerebildiğin?”
“Çocukluğumdan beri doğru dürüst hobi edinmedim, hiçbir şeye tutkuyla bağlanmadım. Sanırım bir hayalim ya da tutkum hiç olmadı. Sadece para kazanarak yaşamışım gibi geliyor ve yine de para kazanmak en eğlenceli şey. Böyle yaşamam normal mi?”
Ben her zaman diğer insanlara imreniyordum.
Hayatını şarkıya adayanların tutkusuna hayran kalırdım. Spor veya dövüş sanatları da iyiydi. Bir şeyi canla başla yapıp, hayat boyu onu sürdürmek ne kadar mutluluk verici olurdu?
Yaşım ilerlemişti ve bir hayalim olmadan yaşamıştım, şimdi önümdeki hayatı nasıl yaşamam gerektiği hakkında endişelerim vardı.
“Öyle şeyler, çoğu zaman boş hayalden ibaret.”
“Ne?”
“Ben hayatın tozunu yutmuş, kirlenmiş bir iş insanı olduğum için böyle düşünüyorum belki.”
Ahn Takım Lideri yeni bir sigara yakıp dudaklarına götürdü.
“Övünülecek bir şey değil ama sana kendi hikâyemi anlatayım. Babamın hayali beni golfçü yapmaktı. On yaşında golf oynamaya başladım ve ailemin desteğiyle antrenman yaptım. Avuçlarım çatlayana, kan oturana ve nasırlar soyulana kadar. Ben de golfü gerçekten çok seviyordum.”
“Sevdiğiniz bir şeyi canla başla yapmak harika değil mi?”
“Ama sahaya her çıkışımızda, profesyonel hocadan her ders alışımızda tonla para gidiyordu. Ailemin beli büküldü.”
“...”
“Ailem evin tüm imkanlarını zorlayarak destek oldu ve ben de ortaokula kadar deli gibi golf oynadım ama ne kadar çabalasam da yeteneğim o kadar gelişmedi.”
“Öyle mi oldu.”
“Benden sonra başlayanlar hızla yükseliyordu. Her gün yatıp kalkmak, omuzlarımdaki baskı yüzünden tam bir cehennemdi. Sonunda sınırımı fark ettim ve bıraktım. Ancak o zaman ailemin üzerindeki yükü biraz hafifletebildim.”
Ahn Takım Lideri o günleri düşünür gibi kaşlarını çatarak sigarasını tüttürdü.
“Hayal kurduğun zamanlar mutluydun. Hayalini gerçekleştirmeye çalıştığın süreç de mutluydu. Ama gerçekçi olalım, kaç kişi hayallerini gerçekleştirebiliyor ki?”
“Pek az sanırım.”
“Bu dünya rekabetten ibaret. Gerçekten kendi istediği gibi yaşayan adam, on kişiden ya da yüz kişiden ancak biridir. Hayali yarım kalmış olarak yaşamak gerçekten acı verici.”
Bir şeyi tutkuyla yapan insanlar. Hayalleri olan insanları hep kıskanmıştım ama gerçekte başarısız olanlar çok daha fazlaydı.
“Kim Bey.”
“Evet.”
“Toplumda yıpranmış biri olduğum için böyle düşünüyorum belki ama. Dünya, eğer paranın varsa, gerçekten de çok güzel bir yer. Hayal mi? Sevdiğin şeyler mi? Yaşadıkça her şey kendiliğinden belirir. Öyle bir anda paranın olması nasıl olurdu?”
“İstediğim gibi yapabilirdim.”
“Benim gibi sıradan vatandaşlar hafta sonu çocuklarıyla beyzbol maçına gitse bile mutlu oluyor. Ama holding patronları hobi olarak beyzbol takımı kuruyor.”
“Doğru söylüyorsunuz.”
“Beyzbol hayranıysan, elbette bir takımın olmasını istersin. Uçağa binerken? First Class veya Business Class’ın iyi olduğunu kim bilmez? Bir kuruş bile olsa kar edebilmek için ucuz havayollarından, son dakika biletlerinden kovalıyoruz.”
“Evet.”
“İşte gerçek bu. Gerçek. Paranın varsa, insanların sana davranışı bile değişir. O yüzden ne yapmak istediğini daha sonra, yavaş yavaş düşünebilirsin. Keyif almak istiyorsan keyif al, yapmak istediğin her şeyi yapabilirsin sonuçta.”