Novel Alem Novel Alem
  • Novel Listesi
  • A-Z Liste
  • Bitmiş Noveller
  • Discord
Gelişmiş
Giriş Yap Kayıt Ol
  • Novel Listesi
  • A-Z Liste
  • Bitmiş Noveller
  • Discord
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

Bölüm - 306

  1. Ana Sayfa
  2. Zengin Olarak Yeniden Doğmak
  3. Bölüm 306
Önceki Sonraki

[305] Benim de Var 2

“Lafı evirip çevirse de o herifin çok zengin olduğu kesin. Maracle’ın bütün mal varlığı onun olmasa bile, trilyonlarca... belki de on trilyonlarca wonu hareket ettirebilecek bir güce sahip olduğu su götürmez.”

“Kendi ağzıyla mı söyledi bunu?”

Başkan Yardımcısı Jin Young-gi, oğlunun ağzının içine bakıyordu.

“Hayır. Eğer doğrudan söyleseydi, palavra olarak değerlendirebilirdim. Ama tavrı öyleydi.”

“Tavrı mı?”

“Evet.”

Jin Young-jun, birkaç saat önce yaşananların tamamını anlatamazdı.

O herifin kendisine bakarak yavaşça söylediği sözler, dudağının kenarındaki gülümseme, içine güç dolmuş bakışları...

O ürkütücü görüntü ve tavır yüzünden ödünün koptuğunu söylemek ise hepten zordu.

“Doğru. Dil yalan söylese de beden söyleyemez. Peki, tavrı nasıldı?”

“Bana tepeden baktı. Zaten beni umursadığı bile yoktu.”

“Bu bir rahatlık mı yani?”

“Daha fazlası.”

Başkan Yardımcısı Jin Young-gi, oğlunun görüp hissettiklerini tam olarak anladı.

Cebin kalın olduğu zaman yayılan tavır, rakipten çok daha güçlü olduğunda doğal olarak gösterilen rahatlık.

Bu iki duygu ömrü boyunca adeta eli ayağı olmuştu, bedenine işlemişti. Kore’nin en iyi şirketinin en büyük oğlu olduğu için herkes önünde eğilmiş, kimse gözünü dikip bakamamıştı.

Başka holdinglerin ikinci kuşaklarıyla bir araya geldiğinde, ne kadar böbürlenirlerse böbürlensinler sadece gülünç geliyorlardı. Kafa sallayıp onları onaylıyordu.

Ama onlara tepeden bakan o bakışı ve tavrı asla gizleyemiyordu. Daehyun Group’tan Joo Tae-sik’e bile bir alt gözle bakması tamamen doğaldı, bu bir gurur savaşı bile değildi.

Şimdi, yarısı gitmiş bir grubu elinde tutunca kesinlikle anladı.

Tam olarak kendisinin de o heriflerle aynı tavrı sergilediğini.

İş İnsanları Toplantısı’nda diğer grup başkanlarının kendisine attığı bakışlar nedense sinirini bozmuştu ve önemsiz bir söz bile gururunu incitmişti.

Ve kesinlikle hissetti.

Kendisine bakan gözlerdeki rahatlığı ve dudaklarının kenarında biriken galibiyet gülümsemesini.

“Baba. Eğer o Do-jun denen herif on trilyonlarca parayla bizim Elektronik ve İnşaat da dahil olmak üzere bütün iştirak hisselerimizi silip süpürürse...”

“Boş iş.”

“Ne?”

“Hepsini silip süpürme eylemi de, senin şimdi endişelendiğin şey de boş iş demek istiyorum.”

Jin Young-jun da bunun nafile bir endişe olduğunu biliyordu. Sadece bir kez daha teyit etmek istemişti.

“Eğer borsadan Soon-yang Elektronik ve Soon-yang İnşaat hisselerini toplayan biri şirketi ele geçirseydi, memleketimizde ‘holding’ kelimesi çoktan ortadan kalkardı. Şimdi ‘Başkan benim’ diye böbürlenen ikinci kuşaklar, sadece %1 civarında hisseye sahip hissedarlar olurdu. Her sene ne kadar temettü alacağız diye ağzının suyu akan bir hale düşmekten kurtulamazlardı.”

“Bunu ben de biliyorum. Ama ya olur da böyle bir durum olursa?”

“O kadar da zayıf değiliz. Elektronik ve İnşaat’ı ele geçirebilmek için, tıpkı küçük amcan gibi, iflas edecek kadar çökmen gerekir. Borç senetlerini karşılayamadığımız için kendi isteğimizle çekilmediğimiz sürece, elimizden alınamaz.”

“Borsaya çıkmayan, ancak kurumların elinde tuttuğu hisseler de var, değil mi? Do-jun denen herif, birkaç kat fazla para verip onları satın alırsa...”

“Kurum hisselerinin kararını hükümet verir diyebilirsin. Hükümetin Soon-yang’ın sahibini değiştirmekte bir çıkarı yok ki?”

Böyle söylese de, Başkan Yardımcısı Jin Young-gi’nin içinde bir nebze huzursuzluk kalmıştı.

Bu huzursuzluğu ortadan kaldırmanın tek bir yolu vardı. Zorlasa bile, hisse yapısını oğlunun lehine olacak şekilde devretmek.

Bu kolay bir iş değildi. Oradan buradan şikayetler yükselecek, itiraz sesleri çıkacaktı. Yakın akrabaların bile gözleri dönmüş bir şekilde saldırıya geçmeleri an meselesiydi.

* * *

“Abi. Ben Do-jun.”

— Ha? Ah... Do-jun. Hayrola?

“Balayından iyi döndüm, yeni hayatıma da başladım ama sana bir merhaba bile diyememek içime dert oldu, o yüzden aradım.”

— Ne var bunda... Asıl ben özür dilerim. Düğününe gelemedim.

Soon-yang İnşaat Avustralya şubesinde Soon-yang Elektronik’in ilk akıllı telefonunun tanıtımı için koşturup duran Jin Kyung-jun.

Sıkı çalıştığından mı, yoksa sadece yerini mi koruduğundan bilinmez ama eğitimini bitirdikten sonra harıl harıl yurt dışı şubelerinde dolaşıp duruyordu.

“Bir hatıra fotoğrafı çekmek için o kadar uzaktan nasıl geleceksin? Dert etme.”

Şu anda neden aradığımı merak etmekten çatlıyordur.

Sürekli hatır soracak kadar candan bir ilişkimiz yoktu. Üstelik yönetim hakkı yüzünden babası Başkan Yardımcısı Jin Young-gi ile aralarının gergin olduğunu bilmemesi imkansızdı.

— Eee, balayı nasıl geçiyor?

“Çok uzun süre sevgili olduğumuz için idare eder. Sanki kız arkadaşım hep evdeymiş gibi bir his? Haha.”

Jin Kyung-jun benim gülüşüme ortak olmadı. Uzun bir telefon konuşması onu rahatsız edecekti.

— Öyle mi. Yine de aradığın için sağ ol, tekrar konuşuruz. Benim biraz işim var da.

“Tamam. Meşgul birini çok tuttum, değil mi? Yakında döneceksin, değil mi? O zaman sana bir içki ısmarlarım. Görüşürüz.”

— Yakında mı? Yakın zamanda Kore’ye dönme işim yok ki?

Yakaladım seni, keratâ.

“Öyle mi? Büyük Amca’nın holding devir teslim sürecini yeniden başlattığına dair söylentiler ortalıkta dolaşıyordu, yanlış mı duydum?”

Jin Kyung-jun bir süre konuşmadı. Epey sonra, ahizeden gelen sesi sertleşmişti.

— Sen şimdi ara mı bozuyorsun? Yoksa ortalığı mı karıştırıyorsun?

“Gerçeği iletiyorum... o yüzden ara bozmak değil, ortalığı karıştırmak diyelim ona.”

— Seni alçak...!

“Ben sadece gerçeği iletiyorum. Bunun ara bozmak mı, ortalığı karıştırmak mı olacağını bilemem... Bundan daha kötüsü, ikinci oğul olan Kyung-jun Abi’nin tek bir kuruş bile miras almaması değil mi? Grubun üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir akraba olarak sadece yurt dışı şubelerinde dolanmak sana uyuyorsa, kapat bu telefonu.”

Bir, iki, üç, dört, beş...

İçimden saydım ama telefon kapanmadı.

— Doğru mu bu?

“Elbette.”

— Sen yine o deli saçması hareketlerinle engel olacaksın, değil mi?

“Ay ay, artık yapamam. Geçen sefer devir teslim işlemini durdurmak için harcadığım para 600 milyar won. Ha, bu arada, Abi, bunu engellediğim için bana bir teşekkür bile etmen gerekmez miydi? Küstüm bak?”

— Lanet olası herif!

Telefonu küt diye kapattığının sesi geldi.

Başkan Yardımcısı Jin Young-gi’nin ikinci oğlu. Jin Young-jun’dan beş yaş küçüktü ve aralarında bir de kız kardeşi vardı.

Bu aile, kızı da düşünecek kadar modern değildi.

Aslında geçmişe bakıldığında, Başkan Yardımcısı Jin Young-gi, ikinci oğlu Jin Kyung-jun’a da azımsanmayacak kadar iştirak payı vermeyi düşünmüştü. O zamanlar Soon-yang Group’un tamamına sahipti çünkü.

Ama açgözlü Jin Young-jun’un sessiz kalması mümkün müydü?

Tam olarak hatırlamıyorum ama savcılığın baskınları ve art arda gelen davalar olmuştu ve bu fırsattan yararlanan Jin Young-jun, kardeşinin payını da yutmuştu.

Şartlı tahliye ile serbest bırakılan Jin Kyung-jun’un ortalığı velveleye verdiği aklıma geliyor.

Başkanlık ofisini dağıtıp her şeyi yerle bir etmiş miydi?

Bu bile Jin Kyung-jun’un da sıradan bir hırsa sahip olmadığını gösterir.

Denizin ötesinde uzakta olan kendisi hariç, miras prosedürünün başladığını öğrenirse sessiz kalmaz. Derhal uçakla gelip, ağabeyi Jin Young-jun sofrayı kurmadan o masayı devirmesi gerekiyor... Dilediği gibi olacak mı, göreceğiz.

Eğer Jin Kyung-jun ortalığı karıştırmakta zorlanırsa, aktif olarak yardım etmeyi düşünüyordum. Çünkü o tarafın aile içi kavgalarla kırılıp parçalanması benim işimi kolaylaştırırdı.

* * *

“En son konuşmamız küfürle bitmişti sanırım... O konuşmaya devam mı edeceksin?”

“Şaka yapacaksan bırak. Komik değil.”

Birkaç gün sonra Jin Kyung-jun’dan gelen telefon uluslararası bir arama değildi.

Buluşup bir içki içmeyi teklif ettiğimde, gizli bir yer istedi.

Ülkeye döndüğünü gizli tutmak istediği anlaşılıyordu ve gözlerden kaçınmak için en iyi yer evdi. Üstelik yeni evlenmiştim, değil mi? Ev ziyareti olarak düşündüm.

“Yenge nerede?”

Jin Kyung-jun etrafı kolaçan ederek sordu.

“Hukuk sektörü, memurlar arasındaki ‘3D’ (Zor, Kirli ve Tehlikeli) sektörüdür. Gece yarısından önce kaç gün çıktığını saymak zor. Sayesinde ben biraz rahatım.”

“Eve gelince yorgunluktan bayılıp uyuduğu için sana dırdır edecek zamanı olmuyor, öyle mi?”

“Öyle sayılır. Peki, sen nasılsın Abi? Yengenle aran iyi mi?”

“Yüzünü iki üç defa görüp evlenmiş olmak için fena sayılmaz.”

Evlilikteki anlaşmazlığın birinci sebebi para eksikliğidir.

Para saçıp savurarak, geçim sıkıntısı çekmezseniz, idare edip gidersiniz. Romantik bir aşk olmasa da, bu boşluğu dolduran refah dolu bir hayat vardır.

“Sessizce geldiğine göre kimseye haber vermemişsin anlaşılan?”

“Evet. Havaalanından doğrudan buraya geldim. Ne evdekilerin ne de şirketin haberi var. Yeni Zelanda’ya iş gezisi dedim.”

“Epey değişmişsin?”

“Ben mi?”

“Evet. Hiddetlenip Büyük Amca’nın yanına koşacağını sanıyordum ama önce beni bulduğuna göre diyorum.”

“Doğru verileri öğrenmek istedim biraz. Yurt dışında yaşadığımdan beri bilgim kısıtlı.”

Gençliğinde yeni şarkıcıları ve oyuncuları villasına çağırıp eğlenen o sorumsuz çocuk değildi. Kendi hırçın doğasını yatıştırmayı da biliyor, ihtiyacı olanı elde etmek için gururunu bir kenara bırakmayı da.

“Ara bozmaktan başka bir iş yapmayan benim sana vereceğim bilgi ne kadar güvenilir olacak ki?”

“Süzerek dinleyeceğim. Hem... yem olduğunu bile bile atlamak zorunda kaldığımız zamanlar da oluyor. Yem olduğunu bilmeden atlamaktan daha iyidir, değil mi?”

Hafifçe gülümsediğine bakılırsa, Jin Tae-jun’u kastediyordu.

“Jin Tae-jun Abi’den mi bahsediyorsun?”

“Senin yüzünden yüz milyar won kaybetmiş, öyle mi? Şirket parası olan 60 milyar wonu sen karşılamışsın ama.”

Bugün öğrendim. Jin Tae-jun’un türev ürünlerle kaybettiği kişisel parasının miktarını...

Şaşkın bir ifade takınınca, Kyung-jun Abi şaşırmış gibi konuştu.

“Bilmiyor muydun? Onun para kaybettiğini?”

“Para kaybettiğini biliyordum ama 40 milyar won kaybettiğini bilmiyordum. Jin Tae-jun Abi’nin de çok parası varmış.”

“Vergi olarak 600 milyar won atan sen, bunu söyleyecek durumda değilsin. Hadi, şimdi telefonla konuştuğumuz konuya geri dönelim. Eğer babama karşı çıkarsam alabileceğim iştirakler neler?”

“Soon-yang Group’a girememiş yan kuruluşlar. Soon-yang adını kullanamayan şirketler.”

“Ne?”

“Büyük Amca, Büyükbabanla aynı hatayı yapmayacak.”

Jin Kyung-jun kaşlarını çattı. Ne demek istediğimi tam olarak anlayamamıştı.

“Büyükbabanın grup devir teslim yöntemi yüzünden bu hale geldiğimizi düşünüyor. Hisseleri bölüp paylaştırdığı için HW Group ya da Maracle gibi dış sermayenin grubu yavaş yavaş yiyip bitirdiğini düşünüyor. Eğer Büyükbaba, en büyük oğlu olan Büyük Amca’ya her şeyi devretseydi, böyle bir şey olmayacağını düşünüyor.”

“Benim de duyan kulağım var. HW Group veya Maracle’ın senin cebin olduğu söyleniyor. Yani dışarısı, direkt sensin. Öyle değil mi?”

“Ne düşündüğün beni ilgilendirmez. Peki, bu doğru mu? Babanın düşüncesinin bu kadar kesinleştiği?”

Yüzü daha da buruştu.

“Miras meselesini seninle tek bir kez bile konuştu mu? Büyük Amca’nın yetmişine az kaldı. Müdür Baek Jun-hyuk, gizli hisseleri düzenlemek için uzun zamandır Myeongdong’da koşuşturuyor.”

Jin Kyung-jun sustu.

Babasının fikri bu kadar kesinleştiyse, yapabileceği neredeyse hiçbir şey yoktu.

En fazla, küçük bir çocuk gibi babasının karşısında mızmızlanmak kalırdı, ama utanıp bu işi nasıl yapardı?

Hırslarını tatmin edecek kadar gerçeklik onu desteklemediği için bunalmış ve sessizdi.

Ona ima ettim:

“Sana bir yöntem söyleyeyim mi? Yemek masasını devir.”

“Ne?”

“Büyükbabanın beni ilk kez takdir etmesini sağlayan şey neydi, biliyor musun?”

“Ne demeye çalışıyorsun?”

Hala kaşları çatık olsa da, bakışlarının ardında gizlenmiş merakı görüyordum.

“Eğer sahip olamıyorsam, bari paramparça ederim. Galiba ben böyle bir şey söylemiştim.”

“Ne? Ne zaman oldu bu?”

Bu sözleri duyduğunda Büyükbabanın duyduğu memnuniyet ve gülümsesi hala aklıma kazılıydı.

Önceki Sonraki
  • Novel Listesi
  • DMCA
  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Discord

© 2026 Novel Alem Tüm Hakları Saklıdır.

Novel Alem
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}