Novel Alem Novel Alem
  • Novel Listesi
  • A-Z Liste
  • Bitmiş Noveller
  • Discord
Gelişmiş
Giriş Yap Kayıt Ol
  • Novel Listesi
  • A-Z Liste
  • Bitmiş Noveller
  • Discord
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

Bölüm - 239

  1. Ana Sayfa
  2. Zengin Olarak Yeniden Doğmak
  3. Bölüm 239
Önceki Sonraki

[238] Kış Bitmeden 4

“Baş, Başkanım. Sakin olun. Sadece bir dedikodudan ibaret olabilir... Sadece bir söylenti olarak kaldı. Grubun içinde hiçbir hareketlilik olmadı zaten.”

Beklenmedik tepki karşısında Son Hun-jae, yaptığı bir şey olmasa bile soğuk terler dökerek bahaneler sıraladı.

Başkan Jin sakinleşti ve sakince konuştu.

“Tamam. Sen de gidebilirsin artık. Ben hallederim. Ha, bu arada, şirketten ayrıldığında arada gel de dert ortağım ol.”

“Ne demek efendim? Başkanım. Yine ziyaretinize gelirim.”

Başkan Son Hun-jae çekilince, Başkan Jin bekleyen sekreterine bağırdı.

“Yi Hak-jae'yi çabuk içeri al!”

Azraille randevusu olduğu söylenen başkanın hiddetlenmesiyle hastane ayağa kalktı. Bağırışlara koşan doktorlar Başkan Jin'i yatağa yatırdı, tansiyonunu ölçtü, serum taktı derken ortalık curcunaya döndü.

Yatakta öfkesini dindirmeye çalışan Başkan Jin, hızla gelen Yi Hak-jae'yi görür görmez tekrar bağırdı.

“Sen biliyor muydun?”

“Başkanım. Sakin olun lütfen...”

“Biliyor muydun diyorum! İki herifin hisselerle oynamaya kalktığını diyorum!”

“Ah, o mu...”

Müdür Yi Hak-jae'nin umursamaz tepkisi üzerine Başkan Jin'in kaşları çatıldı.

“Ah o mu...? Bu arkadaş aklı başında mı şimdi?”

“Başkanım. Sunyang'ın yönetim yapısı, iki başkan yardımcısının bu tür oyunlarıyla sarsılacak kadar zayıf değildir. Çok öfkelenmeyin lütfen... Ben size anlatayım.”

Müdür Yi Hak-jae sakince konuşsa da Başkan Jin'in öfkesi kolay kolay dinmiyordu.

“Ne yani? Sen zaten biliyor muydun?”

“İkisi planlarını bana anlatmış ve hatta yardımımı istemişlerdi.”

“Peki neden? Neden bana tek kelime bile etmedin!”

“Uygulanamaz, anlamsız bir plandı. Benim de yardım etmeye hiç niyetim yoktu. Bu yüzden rapor etme gereği bile duymadım.”

Müdür Yi Hak-jae, köpüren Başkan Jin'i sakinleştirdi.

“Zaten kalbiniz de iyi değilken, boş yere rahatsız edici hikayeler duyup daha da kötüleşmenizden endişe ettiğim için söylemedim.”

Ancak o zaman koltuğa yığılan Başkan Jin nefes nefese kaldı.

Oda dışına taşan yüksek sesler yüzünden sağlık ekibi bir kez daha koşarak geldi ama Başkan Jin'in sert bakışları karşısında sessizce geri çekildi.

Bir süre nefesini toparlayan Başkan Jin, Müdür Yi Hak-jae'nin getirdiği bir yudum suyu içerek sordu.

“Peki, o heriflerin planı neymiş?”

“Mevcut karmaşık yapının bir zayıflık olduğunu düşünüp sağlam bir holding şirketi yapısına geçmek istediklerini söylediler.”

“Asıl niyetleri başkadır, değil mi?”

“Miracle ve Do-jun'un hisselerini etkisiz hale getirmek istiyorlardı.”

“Holding şirketinin hisselerinin %55'ini falan o iki herif alıp da mı?”

“Evet. Tam isabet.”

“Akılsız herifler. Eğer o kadar kolay olsaydı, çoktan bu karmaşık yapıyı bırakıp bir holding şirketi kurardım. Başka?”

“Yönetim Kurulu Başkanı Jin Sang-gi'yi de dahil etmek istediklerini belirttiler.”

“Sang-gi'yi mi?”

“Evet.”

Aniden Başkan Jin dişlerini gıcırdattı.

“Bu alçak herifler. Ben Sang-gi'ye miras bırakacağımı söyleyince, ona bile göz dikmişler.”

Üçüncüyü işe dahil etmelerinin sebebi para mı? Bu, Müdür Yi Hak-jae'nin bile beklemediği bir şeydi. Fazla uçuk bir tahmin olsa da, iki oğlunun açgözlülüğünü Başkan Jin herkesten iyi biliyordu. Hisseleri yem olarak kullanıp vakfı bile yutmaya çalışmaları, Sunyang'ın tamamını ele geçirmek isteyen büyük oğlunun fikri olmasın?

“Peki? Sen ne dedin?”

“Düşüneceğimi söyleyip çıktım. Zira onlara böyle uzun uzadıya bir şeyler anlatma gereği duymadım.”

“İyi yaptın.”

Bu sözlerle ikisi bir süre sessiz kaldı. Sessizliği bozan Başkan Jin oldu.

“Peki, senin asıl niyetin ne?”

“Efendim?”

“Ben gittikten sonra gerçekten emekli olmayı mı düşünüyorsun? Hâlâ genç bir adamken sen?”

“O zaman Başkanım, siz sorumluluğu üstlenin. Ha ha.”

Umursamazca gülen Yi Hak-jae'ye Başkan Jin gözlerini dikti.

“Bu arkadaş...! Birkaç yan kuruluşu birleştirip sana vermeyi teklif etmedim mi? Hatta gerekirse ayırıp tamamen sana ait yapacağımı söyledim ama bunu kesin bir dille reddeden sendin. Daha fazla nasıl sorumluluk alabilirim ki?”

“Ah, o zaman ne yapabilirim ki? Başkanımın altında sıradan insanların hayal bile edemeyeceği işler yaptım ve herkes karşımda başını eğip tetikte duruyor. Sadece böyle işler yaparak sıradan bir yöneticiye dönüşmem zor. Dünyada tek olan bir makam ama Başkanım olmazsa o makam da yok olur. Bu yüzden benim de çekilmem doğru olur.”

“Başbakanlık yapmış birisi bakanlık yapamaz mı diyorsun?”

“Öyle sayılır. Ha ha.”

Üzgün bakışlı Başkan Jin'in karşısında Yi Hak-jae içten bir kahkaha attı.

“Başkanım. Merak etmeyin. Sizin ne istediğinizi bilmez miyim ben? Do-jun'a zarar gelmemesi için göz kulak olmaya devam edeceğim.”

“Ben gittikten sonra o herifler ona çok eziyet etmez mi?”

“Kontrol altında tutsalar bile beni açıkça dışlayamazlar.”

Bu sözlerin ne anlama geldiğini Başkan Jin gayet iyi biliyordu. Her türlü yasa dışı işi emir verip yürüten kişi bizzat Yi Hak-jae'ydi. Ancak bu tür işler bile grup devir teslim süreciyle kıyaslandığında devede kulak kalırdı. Devasa miras vergisinden kaçınmak için uygulanan tüm hileli ve yasa dışı yöntemleri, bu detayları en doğru bilen kişi Yi Hak-jae'ydi. Bu işlerin uygulayıcısı olduğu için, bir sorun çıkarsa yasal sorumluluğu üstlenmek zorundaydı. Ancak onun ağzı, herkesin birlikte yok olmasına neden olabilecek bir düğme olabilirdi. Bu yüzden Yi Hak-jae, iki başkan yardımcısının kendisine hiçbir şey yapamayacağına kesin olarak inanıyordu ama Başkan Jin'in yüz ifadesi hala rahatsızdı.

İkisinin konuşması daha fazla devam edemedi. Çünkü aniden kapıyı açıp içeri dalan Jin Sang-gi yüzündendi.

“Ah, Müdür Yi de buradaymış.”

Müdür Yi, onun yüz ifadesini görür görmez basit bir hal hatır sormak için gelmediğini anladı. Yüzüne gerginlik, heyecan ve hatta hayal kırıklığı sinmişti. Çevik zekalı Başkan Jin'in yüz ifadesi zaten memnuniyetsizliğe dönüşmüştü.

“Müdürüm. Biraz kenara çekilebilir misiniz lütfen? Babamla baş başa konuşmak istediğim bir şeyler var.”

“Ah, tabii ki. Ben de tam çıkıyordum zaten.”

Müdür Yi Hak-jae arkasını dönmek üzereyken Başkan Jin onu durdurdu.

“Sen kal. Zaten bu herifin yüzünden belli ki benim hastalığımı sormaya gelmedi. Baba-oğul muhabbeti yapmayacağına göre, bu bir iş meselesidir. Müdür Yi, sen resmi konuları dinleyebilirsin.”

“Baba. Şimdi ne diyorsun sen?”

“Yanlış mı söylüyorum? Miras meselesi yüzünden gelmedin mi?”

Niyeti anlaşılan Jin Sang-gi cevap veremedi.

“Peki, söyle bakalım. Yine neyden şikayetçisin de böyle koşup geldin?”

Yaşı başını almış çocukların şikayet edip mızmızlanması, Müdür Yi Hak-jae'nin defalarca gördüğü bir manzaraydı. Ancak, hayatının ne zaman söneceği belli olmayan yaşlı bir adamın karşısında hiç değişmemiş bir evlat görmek akıl alır gibi değildi. Daha da şaşırtıcı olan, Başkan Jin'in tavrıydı. Miras meselesini bile şirket işi gibi resmi bir konu olarak görüyor. Gerçekten de bu adam için özel bir iş ne olabilir ki?

“Ah, baba. Gerçekten üzgünüm ama miras konusunda bir şikayetim yok. Sadece teyit etmek istediğim bir şey var.”

“Pekala, söyle bakalım.”

Jin Sang-gi, Yi Hak-jae'nin yüzüne şöyle bir baktıktan sonra konuştu.

“Bugün avukatlar geldi... Onlar da bina, arazi ve biraz da nakit para hepsi bu kadar dediler. Acaba kaç tane kişisel avukatınız var?”

“Bugün mü gittiler?”

“Evet.”

“Üç tane değil miydi?”

“Evet. Doğru.”

Üç dediğini duyar duymaz Jin Sang-gi'nin yüz ifadesi bozulmaya başladı. 'Yok artık' diyordu içinden ama hepsi bu kadar mıydı yani...

“Hepsi o herifler. Ne o, beklediğinden az olduğu için mi böyle yapıyorsun?”

Ateşe benzin döken bir sözdü ama Jin Sang-gi dişini sıkıp katlandı. Asla bu kadar olmadığına inanıyordu. Kesinlikle daha fazlası vardı. Çünkü şimdi öfkesini kusma zamanı değil, daha fazlasını koparmak için çaba gösterme zamanı olduğuna inanıyordu.

“Ah, hayır. Ne münasebet. Sadece babamın kişisel mal varlığı için çok mütevazı göründüğü için teyit etmek istemiştim o kadar.”

“Ne dedin? Mütevazı mı? Bu herif! Bina, arazi ve otuz milyar nakit para mı mütevazı? Başka insanlar ömür boyu çalışsa toplayamayacağı parayı sana kira olarak almanı sağladım da... O kadarla bile her yerde zengin diye anılırsın. Üstelik vakıf da eklenince holding patronu bile derler. Bu herif her dediğini doğru mu sanıyor?!”

Başkan Jin'in yüksek sesine Jin Sang-gi panikle iki elini salladı.

“Aman baba. Öyle demek istemedim. Ben sadece teyit etmek amacıyla...”

“Sus! Yüzünde her şey apaçık yazıyor zaten, neymiş o...!”

Yi Hak-jae, ikisinin konuşmalarını duymadı bile.

Otuz milyar mı? Sadece otuz milyar verdiyse, geri kalan para nerede? Vergi cenneti olan denizaşırı hesapları ve yurt içi paravan hesapları yöneten Yi Hak-jae'ydi. O belgelerin tamamını Başkan Jin'e teslim etmişti ama ortada yoktular. Yok artık, hâlâ elinde tutuyor olamaz... Acaba Jin Do-jun mu? Eğer o devasa parayı Jin Do-jun ele geçirdiyse, ona bir kanat daha takmış demekti. Her yıl siyasete ve devlete dağıtılan Sunyang bursları ne kadar? O paranın kaynağı bulunamayan bir para olması gerekiyordu ama iki başkan yardımcısı henüz yeterli kara parayı bulamamıştı. Jin Do-jun önce bursları dağıtırsa, bununla asıl varis olduğunu ilan etmiş olur.

Yi Hak-jae, Jin Do-jun'un o parayı nasıl kullanacağını çok merak etmeye başlamıştı.

* * *

“Bu heriften neden ses seda çıkmıyor?”

“Herhalde reddetti gibi görünüyor? Şartlarımız hoşuna gitmedi mi?”

Jin Yeong-gi ve Jin Dong-gi kardeşler, Yi Hak-jae'nin ne evet ne hayır dememesini düşündükçe deliye dönüyorlardı.

“Elektronik başkanı makamından daha iyi ne olabilir ki? Direkt Sunyang Grubu başkanlığını mı verelim?”

Jin Yeong-gi'nin sözleri yanlış da değildi. Olabilecek en iyi teklifi sunmuşlardı ve Yi Hak-jae de reddetmişti sadece.

“Zaman alsa da kendi elimizle yapalım. Yi Hak-jae öyle dememiş miydi? 'Altındakiler yetenekli insanlar, onları himaye edin' diye. O herifleri getirelim, vergi ve hisse senetleri konusunda uzman hukuk bürolarından da en iyilerini toplayıp başlayalım. Hatta tamamen onlara bırakabiliriz.”

“Biraz riskli olmaz mı? Yi Hak-jae'nin yanındaki herifler casusluk yaparsa? O Yi Hak-jae denen herif hemen anlar.”

Jin Dong-gi endişeli bir şekilde konuşsa da Jin Yeong-gi başını salladı.

“Bilse ne olacak ki? Babam ölünce o herif işsiz kalır. Gücünü yitirmiş birine kimse sadakat göstermez.”

“O adamın kalbini kırarsak ne olur? Grubumuzun tüm sırlarını en ince detayına kadar biliyor. İşleri karıştırmak isterse, bunu yapabilecek kişi Yi Hak-jae'den başkası değil.”

Hala endişesini giderememişti anlaşılan. Ama Jin Yeong-gi sadece alaycı bir şekilde gülümsedi.

“Sen o yüzden başarılı olamazsın. Yüreğin nasıl bir pire kadar küçük olabilir?”

“Kulak ardı etme. O herif alınır da bilerek bize saldırırsa, biz de büyük zarar görürüz.”

“Sen babamdan ne öğrendin Allah aşkına?”

“Ne diyorsun sen?”

“Bir daha ayağa kalkamayacak hale getirene kadar ezmek, tamamen yıkmak ve umutsuzluğa kapıldığında usulca elini uzatmak... Bilmiyor musun?”

“Yi Hak-jae'yi mi ezelim diyorsun?”

“Evet. Bu iş olmasa bile, onu kendi haline bırakırsak sürekli başımıza bela olur. Babamıza sadakat besleyen herifleri temizlemeliyiz. Diğer yaşlı kurtlar emeklilik ikramiyelerini bol keseden alırlarsa sevinirler ama Yi Hak-jae öyle değil. O herifi ezmeliyiz.”

“Nasıl?”

“O herifin elindeki kirli işler dağ gibi. Hepsini silip süpürmeliyiz.”

Jin Dong-gi şaşkınlıkla bağırdı.

“Ne diyorsun sen? Biz de zarar görürüz!”

Ama Jin Yeong-gi hala rahattı.

“Benimle iddiaya girer misin? Babam olmazsa Sunyang benim. Büyük oğul benim. Kılıç sadece Yi Hak-jae'ye kadar keser. Parlayan kılıç bizim önümüzde durur.”

Başkan Jin ve Sunyang Grubu gibi bir desteği kalmayan Yi Hak-jae'nin sıradan bir vatandaş olduğuna kesinlikle inanan Jin Yeong-gi'ydi.

Önceki Sonraki
  • Novel Listesi
  • DMCA
  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Discord

© 2026 Novel Alem Tüm Hakları Saklıdır.

Novel Alem
Onayı Yönet
En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.
Fonksiyonel Her zaman aktif
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından açıkça talep edilen belirli bir hizmetin kullanılmasını sağlamak veya bir elektronik iletişim ağı üzerinden bir iletişimin iletimini gerçekleştirmek amacıyla meşru bir amaç için kesinlikle gereklidir.
Tercihler
Teknik depolama veya erişim, abone veya kullanıcı tarafından talep edilmeyen tercihlerin saklanmasının meşru amacı için gereklidir.
İstatistik
Sadece istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Sadece anonim istatistiksel amaçlar için kullanılan teknik depolama veya erişim. Mahkeme celbi, İnternet Hizmet Sağlayıcınızın gönüllü uyumu veya üçüncü bir taraftan ek kayıtlar olmadan, yalnızca bu amaçla saklanan veya alınan bilgiler genellikle kimliğinizi belirlemek için kullanılamaz.
Pazarlama
Teknik depolama veya erişim, reklam göndermek için kullanıcı profilleri oluşturmak veya benzer pazarlama amaçları için kullanıcıyı bir web sitesinde veya birkaç web sitesinde izlemek için gereklidir.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Tercihleri görüntüle
  • {title}
  • {title}
  • {title}