622. Bölüm: Onların Seçimi (2)
- Ana Sayfa
- Joseon: Kara Şirket
- Bölüm 623
Jinpyeong kendinden emin bir şekilde cevap verdi ama Hyang öğüdünü unutmadı.
"Bukji'nin topraklarımıza katılmasının üzerinden henüz bir yıldan biraz fazla geçti. İmparatorluğumuzun ana bölgesi haline gelen yerlerdeki Jurchenler için büyük bir endişe yok ama onlar İmparatorluğumuzun halkına yeni katılmış insanlar, bu yüzden durumları farklı."
Hyang'ın öğüdüne Jinpyeong hemen cevap verdi.
"Çok eskiden, Samhan döneminde ve Nambukjo Dönemi'nde bizimle tek bir bütün olarak yaşayan insanlardı. Kuzey Hanedanlığı Balhae yıkıldıktan sonra, onun mirasçıları ile önceki hanedanlık arasında bir anlaşmazlık yaşanmış olsa da, şimdi yeniden birleştik, dolayısıyla hemen uyum sağlayacaklardır. Ayrıca, güçlü İmparatorluk ordusu da orada durmaktadır."
"Yine de özel bir dikkat göstermen gerektiğini unutma. Özellikle de senin karakterini düşünecek olursam, hazırlıklar biter bitmez hemen oradaki işlere girişmez misin? İmparatorluk ailesinin bir ferdi olduğunu unutmamalısın. Ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi?"
Hyang'ın sözleri üzerine Jinpyeong duygulandı ve yere kapanarak saygıyla eğildi.
"Haşmetmeabınızın bu denli beni düşünüyor olması, İmparatorluk lütfunuzun sonsuz olduğunu gösterir!"
"Şu velet..."
Jinpyeong'a bakan Hyang'ın iç dünyası oldukça karışıktı.
'Bildiğim tarihi düşününce azami dikkat göstermesi gereken bir tip ama şimdiye kadarki hallerini düşününce, aklı bir şeye takmış, ağır bir fanatik olan küçük kardeşimi görüyormuşum gibi hissediyorum... Ne yapacağımı şaşırdım, tam bir karmaşa!'
Kendisi de ağır bir fanatik olduğu için Hyang, garip bir yakınlık hissediyordu.
Hyang'ın içinden geçenleri bilip bilmediği belli olmayan Jinpyeong, Hyang'a bir teklifte bulundu.
"Naçiz kulunuz, Bukji'deki demiryollarını daha güvenli ve sorunsuz işletmek için Haşmetmeabınıza bir ricada bulunmak ister. Lütfen bunu lütfedip kabul buyurunuz."
"Dinleyip karar vereceğim."
"Geçmişte Jurchenlerin demiryoluna 'Ejderha Yolu' dedikleri ismi kullanmamıza izin vermenizi rica ediyorum."
"'Ejderha Yolu' mu?"
"Evet."
"Hımm..."
Jinpyeong'un ricası üzerine Hyang derin düşüncelere daldı.
'Bakalım... Hala bir şey olduğunda demiryolunun yanında ayinler yapanlar olduğu söylenmişti, değil mi? Artık Ming'in ne diyeceğini düşünmemize gerek olmadığına göre sorun olmaz herhalde?'
Uzun süre düşündükten sonra Hyang kararını verdi.
"İzin veriyorum."
"İmparatorluk lütfu sonsuzdur!"
"Ve başka ihtiyacın olan bir şey var mı?"
"Zamanı neyse de, biraz daha bütçe..."
"Hey, sen velet!"
Jinpyeong'un sözleri üzerine Hyang birden bağırdı.
"Henüz bütçe bile ayrılmamışken neyin ek talebini yapıyorsun!"
Hyang'ın azarlaması üzerine Jinpyeong mahcup bir şekilde gülerek geçiştirdi.
"Ahahaha... O alışkanlık oldu da... Bir de Ekonomi Bakanlığı bütçeyi o kadar kısıtlı veriyor ki..."
"Onu o zaman konuşursun! Dışarı!"
"Emredersiniz!"
"Dur!"
Cevap verip saygıyla eğilerek çıkmaya yeltenen Jinpyeong'u durduran Hyang, başka bir yem attı.
"Bukji'de başarılı olursan Sinji'yi de sana emanet edebileceğimizi unutma."
"Aklımın en derin köşelerine kazıyacağıma söz veririm!"
Jinpyeong'u bu şekilde gönderen Hyang derin bir nefes aldı.
"Ohh..."
'Şu veledin yaptıklarına bakınca o saçma sapan rüyasının, o kadar da saçma olmadığını anlıyorum...'
Hyang, hala 'Gyechyeollan' rüyasını unutamamıştı.
* * *
Gyeongbokgung Sarayı'ndan çıkan Jinpyeong, sevinçle Bölge 51'e doğru yol aldı. Bölge 51 içinde yer alan 'Demiryolu İşletmeleri Araştırma Enstitüsü'ne giren Jinpyeong, yerine oturur oturmaz emir verdi.
"Tüm Harita Ölçüm Ekibi şeflerini çağırın!"
"Emredersiniz!"
"Tren Araştırma Ekibi şeflerini de çağırın!"
"Emredersiniz!"
Çok geçmeden, Jinpyeong'un çağırdığı herkes onun ofisinde toplandı.
"Herkes toplandı mı?"
"Evet efendim!"
Jinpyeong, toplananların yüzlerine tek tek baktıktan sonra konuşmaya başladı.
"Nihayet Haşmetmeabımız izin verdi."
"Ooo!"
"Nihayet!"
Jinpyeong'un sözleri üzerine ofiste toplananlar yumruklarını sıkarak sevindi.
Benzer benzerini çeker derlerdi, değil mi? Jinpyeong tren ve demiryoluyla ilgili işleri tam olarak üstlenince, etrafına onun gibi tren fanatikleri toplandı.
Onlar, sevdikleri trenleri ve vagonları inşa eden, demiryolları döşeyen ve o demiryolları üzerinde trenlerin koşuşunu izlemekten keyif alan insanlardı.
Jinpyeong, bu insanlara emir verdi.
"Savunma Bakanlığı'na iş birliği yazısı göndereceğim, bu yüzden Harita Ölçüm Ekibi Bukji hakkındaki bilgileri mümkün olduğunca toplayıp analiz etsin. Baştan düzgün yapmalıyız ki sonradan boş yere uğraşmayalım."
"Emredersiniz!"
"Harita Ölçüm Ekibi işini düzgün yapmalı ki, daha sonra inşaat işini üstlenen ticaret topluluklarının hile yapmasını engelleyebilelim, bunu aklınızda tutun!"
"Emredersiniz!"
"Endişelenmeyiniz efendim!"
"Böyle herifler çıkarsa, onlara gerekli dersi vereceğiz!"
* * *
Harita Ölçüm Ekibi şefleri, daha doğrusu Demiryolu İşletmeleri Harita Ölçüm Ekibi'nin namı kötüye çıkmıştı.
Demiryolu döşemek için önceden ölçüm yaparken, türlü türlü zorlu arazilere girmek sık rastlanan bir durumdu. Ve o dönemde Joseon ve çevre bölgelerinde biraz derinlere inildiğinde, kaplanlar ve ayılar gibi yırtıcı hayvanlar bölgenin sahibi olarak yerleşmişti. Her türlü yırtıcı hayvanın cirit attığı zorlu arazilerde ölçüm yaparken, bu kişilerin karakterleri de oldukça sertleşmişti. Üstelik, doğru bir demiryolu döşenebilmesi için ölçümleri ve kayıtları eksiksiz yapmaları gerektiğinden, ölçüm ekibi üyeleri inatçı derecede titiz insanlardı.
Bu sayede, demiryolu inşaatı yapan ticaret toplulukları en ufak bir hile yapmaya kalkışsa, ölçüm ekibi üyeleri bunu hemen fark edip her şeyi baştan sona yıktırırlardı; bu bir iki kere olmuş bir şey değildi.
Bu geçmiş başarıları sayesinde Divan, daha sonra devletin yürüttüğü büyük çaplı inşaat projelerine Demiryolu İşletmeleri Harita Ölçüm Ekibi'ni görevlendirdi. Bu sayede inşaatı üstlenen ticaret toplulukları, denetim görevini üstlenen Ulusal Kalkınma Bakanlığı memurları ile Demiryolu İşletmeleri Harita Ölçüm Ekibi olmak üzere hem kaynana hem de eltiyle aynı anda uğraşmak zorunda kalıyordu.
* * *
"Harita Ölçüm Ekibi konusunda endişe yok, peki yeni tren araştırmaları ne durumda?"
"Yakında prototipi çıkacak!"
"Defalarca söylediğim gibi, Bukji hayal gücünü aşacak kadar geniş. Mevcut trenlerle bu genişliği karşılayamayız. Daha güçlü, daha hızlı ve daha uzağa giden bir trene ihtiyacımız var!"
"Endişelenmeyiniz efendim! Memnun kalacaksınız!"
Araştırma ekibi şeflerinin kendinden emin cevapları üzerine başını sallayan Jinpyeong, sözlerine devam etti.
"Haşmetmeabımız buyurdular ki, Bukji'de iyi sonuçlar elde edilirse Sinji de mümkün olacakmış! Bunu aklınızdan çıkarmayın!"
"Evet efendim!"
"O zaman dışarı çıkın ve hemen işe koyulun!"
"Evet efendim!"
Gür bir cevapla şefler Jinpyeong'un ofisinden çıktı. Ofiste yalnız kalan Jinpyeong, bir köşede asılı duran haritaya bakarak mırıldandı.
"Bukji başarılı olursa, Sinji'nin haritası da eklenecek demek."
Haritaya bakan Jinpyeong'un gözleri alev alev yanıyordu.
"Sıradan bir büyük prens olarak kalmaya hiç niyetim yok! Bu imparatorluğun tarihinde adımı mutlaka bırakacağım. Hükümdar olarak kıyaslanamaz babam ve ağabeyim gibi insanlar olduğu için bu konuda hırslı olmayacağım! Özellikle ağabeyim varken, ben hükümdar olursam sadece kötü bir nam veya şöhret bırakırım ki bu kesinlikle olmaması gereken bir şey! Trenleri ve demiryollarını kullanarak tarihe adımı yazdıracağım! Kötü bir nam veya şöhret değil, yüce bir şöhret bırakacağım!"
Eğer Hyang bunu duysaydı, 'O saçma rüya boşuna değilmiş!' diyeceği kesin olan Jinpyeong, azmini bir kez daha pekiştiriyordu.
* * *
Ertesi gün Hyang, Kim Jeom ve Ekonomi Bakanı'na emir verdi.
"...Bu nedenle, Sol Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı'nın uygun bir bütçe ayırarak önümüzdeki yıldan itibaren harcanabilir hale getirmesini rica ediyorum."
"Emriniz başımız üstüne."
Kim Jeom sakin bir ifadeyle kabul etti ama Park Jong-woo biraz endişeli bir yüzle söz aldı.
"Zaten Bukji imparatorluğumuzun topraklarına katıldığına göre bu kaçınılmaz bir işti. Ancak endişe verici olan, finansman sorunudur. Tüm Bukji'yi kapsayacak bir demiryolu için muazzam bir fon gerekecektir ve Ming'in yanı sıra Batı Bölgeleri'ndeki durum da pek iyi değil."
Park Jong-woo'nun endişeleri üzerine kısa bir süre düşünen Hyang, hemen bir çözüm sundu.
"Bukji demiryolu hisselerinin yüzde 30'unu yatırım fonuna sunalım."
"Demiryolu hisseleri mi diyorsunuz?"
"Evet, öyledir."
Hyang'ın cevabı üzerine Kim Jeom itiraz etti.
"Demiryolundan elde edilecek kârı düşünürsek büyük bir ilgi görecektir ama bu gerçekten gerekli mi? Yanlış giderse, devletin tekelindeki diğer işlerin hisseleri de talep edilebilir. Ve bu hisseleri ele geçirenler, kendi paylarını kullanarak yönetime müdahale edeceklerdir. Hatalı olursa, halkın kanını emip sadece zenginlerin cebini doldurmakla suçlanabiliriz."
"Sol Başbakan Yardımcısı'nın sözleri doğrudur."
Kim Jeom'un sözlerine Park Jong-woo da katıldı. Onların itirazlarına karşı Hyang daha uzun bir açıklama yaptı.
"'Hongik Ingan'ı ulusal ilke edindiğimize göre, devletin tekelindeki işletmelerin özel sektöre açılması talebi kesinlikle gelecektir."
Hyang'ın sözleri üzerine Kim Jeom ve Park Jong-woo, nedenini anlamadıklarını belirten bir ifade takındılar. Bu ifadeyi gören Hyang ek açıklama yapmaya yeltenince Hwang Hui söz aldı.
"'İnsanlığa geniş ölçüde fayda sağlamak' ulusal ilkemize yazılmışken, devletin tekelindeki şirketler aracılığıyla halka gidecek serveti elinden aldığını iddia edeceklerdir. Bu yüzden de devlet işletmelerinin özelleştirilmesini savunacaklardır."
"Ah!"
Hwang Hui'nin açıklaması üzerine tüm vezirler şaşırmış bir ifade takındı. Bunun üzerine Eğitim Bakanı Yi Sa-cheol sesini yükseltti.
"Bu imkansız bir şey! Devletin tekelinde işlettiği şirketlerin çoğu, halk için vazgeçilmez ürünler üreten veya hammadde sağlayan yerlerdir. Bu nedenle, bu iddia mantıksızdır. Bunun nedeni şudur: Birincisi, az önce bahsettiğim şirketlerin özelliklerinden dolayı çoğu devlet işletmesi tekel konumundadır. Eğer bu şirketler özel sektöre geçer ve fiyatlar doğru bir şekilde kontrol edilemezse, halk büyük acılar çeker. Bu da ulusal ilkenin çiğnenmesi demektir. İkincisi, devlet işletmelerinin hisseleri özel sektöre açılsa bile, hisselerin çoğu sadece büyük serveti olan çok az kişinin eline geçecek ve kazancın çoğu onlara kalacaktır. Bu da ulusal ilkenin çiğnenmesi demektir!"
Yi Sa-cheol'un itirazına Hwang Hui sakin bir şekilde cevap verdi.
"İmparatorluk ve devletin tekelindeki şirketlerin büyük servetler kazandığı, bu imparatorluğun birçok vatandaşı tarafından zaten bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, 'Bu kadar kazanç nereye gitti, kime gitti? Devletin tekelindeki işletmeleri özel sektöre devredip kârı halkla da paylaşalım' denildiğinde, bu sözlere kanacak çok kişi olacaktır."
"Her yıl kâr-zarar tablolarını açıklasak olmaz mı?"
"Halkın gözüne ilk olarak o devasa kârlar çarpmaz mı? Aksine, bunu kullanarak insanları aldatmaya çalışanlar daha da artmaz mı?"
"Ama..."
Haksızlığa uğramış gibi çıldıran Yi Sa-cheol'un ve sakin Hwang Hui'nin yüzlerine bakarken Hyang kendi kendine mırıldandı.
'Sağ veya sol fark etmez, ikisi de bu durumu kullanarak iktidara gelmişti.'
Hyang'ın müdahalesinden önceki dünya tarihinde, 'özelleştirme yoluyla yeni gelir kaynakları yaratma ve verimli ekonomik yönetim' sloganıyla iktidara gelenler az değildi; tam tersine, 'tüm sanayiyi kamulaştırarak tüm kârları paylaşan bir toplum' sloganıyla iktidara gelenler de az değildi.
Sonuç olarak, her iki tarafın da iyi bir sona ulaşamadığı ortak bir noktaydı.
Yi Sa-cheol ve Hwang Hui'nin konuşmasını dinleyen Hyang, yavaşça sohbete katıldı.
"Benim biraz daha açıklama yapmamda bir sakınca var mı?"
Hyang'ın sözleri üzerine vezirler hep bir ağızdan cevap verdi.
"Can kulağıyla dinleyeceğiz efendim!"
Hyang hemen açıklamasına başladı.
"Bu nedenle yüzde 30 olarak belirledik. Geri kalan yüzde 70'i devlet ve İmparatorluk ailesi elinde tuttuğu için, yüzde 30'a sahip olanlar yönetime müdahale edemeyeceklerdir. Ah! Özel bir madde de ekleyebiliriz! 'Kâr payı alınabilir ancak yönetim hakkı kullanılamaz.' gibi bir madde. Ayrıca, bu yüzde 30'luk hissenin satın alınmasına da bir sınırlama getirmeyi düşünüyorum. Ne kadar parası olursa olsun, hiç kimse 5 li'den fazla satın alamayacak. Ayrıca, satın alma hakkını da reşit olmuş kadın ve erkeklerle sınırlayacak ve satın alma sadece kendi ikamet ettikleri yerdeki yatırım fonundan yapılabilecek. Eğer başka bir bölgeden göç etmiş bir kişiyse, sadece göçünün üzerinden 5 yıl geçmiş olanlar satın alabilecek. Şimdilik aklıma gelenler bu kadar, ne dersiniz?"
Hyang'ın açıklamasını dinleyen vezirler, çeşitli ihtimalleri değerlendirmeye başladı.
Bir süre sonra Hwang Hui, temsilci olarak öne çıkıp cevap verdi.
"Haşmetmeabınızın sunduğu plan doğrultusunda hareket etmenin en iyisi olduğunu düşünüyoruz."
"Oldukça fazla boşluk var gibi ama?"
"O kısımları halletmek biz naçiz kullarınızın görevi değil midir?"
Hwang Hui'nin cevabı üzerine Hyang gülümseyerek başını salladı...
"Peki, öyleyse devam edelim. Ben sadece size güveniyorum."
"Elimizden gelenin en iyisini yapacağız!"
Tüm bunları kaydeden tarihçi şunları ekledi:
-Böylece, İmparator'un sunduğu planı vezirler kabul etti.
Tarihçi der ki:
İnsanların zenginlik peşinde koşması bir içgüdü gibidir, bu yüzden yasaları çiğnemedikleri sürece kınanmamalıdır. Ancak zenginliğin az sayıda kişide yoğunlaşması sorun teşkil edeceğinden, İmparator'un bunu engellemesi gerçekten doğru bir hareket olmuştur.
Bu arada, yatırım hesabımda ne kadar bakiyem vardı benim?
Bu şekilde not alan tarihçinin kulağına Hyang'ın sesi geldi.
"Hımm... Anlaşılan, en kısa zamanda daktilo getirtmem gerekecek."