Başlıksız Bölüm
Para, şöhret, nüfuz.
Başarının karşılığı her daim baş döndürücüydü.
“Hmm…”
– Fed, 2.3 trilyon dolar likidite sağladı.
– ABD Merkez Bankası (Fed), beklenmedik teşvik paketleriyle hisse senedi piyasasını topyekun yükseltti.
– Dow Jones, bir önceki haftaya göre %12.67 yükselişte.
– Tavanı delen New York Borsası.
Hisse fiyatları tırmandıkça servetim de katlanarak artıyordu. Sanki Fed ya da ABD Hükûmeti devreye girip benim yatırım yapmama bizzat yardım ediyormuş gibi hissediyordum. Geçen yıla göre ABD’nin GSYİH’sinin %11 azalması beklenirken, ekonomik krizi önlemek amacıyla neredeyse sınırsız miktarda para piyasaya akıtılıyordu.
Tüm dünyada büyük bir para oyunu dönüyordu.
– New York Borsası sert yükselişle kapandı.
– İşe geri dönüş, Kovid krizini aşma güveni.
– Ekonomik normalleşme beklentisi artıyor.
Dow ve Nasdaq endeksleri %2, %3 artış gösteriyordu.
Hatta Tesla çıldırmış gibiydi.
– Elektrikli araç devi Tesla, bir haftada %60 fırladı (tteoksang).
– Yurtiçi ve yurtdışından 23 trilyon Won (yaklaşık 17.5 milyar $) toplayan Koreli bireysel yatırımcılar (Donghak Karıncaları), sadece Kim Shin’e güveniyor.
– Kim Shin Endeksi doğdu. Son iki haftada Kim Shin’in öngörülen yatırım getirisi %30’un üzerinde.
– Tesla %13 patladı, düşüş piyasasında tek başına yükseliyor.
– Düşük fiyattan alım fırsatı; Kim Shin, ABD borsa rüzgârını estiriyor.
Borsa uygulamasını açtığımda, 12 milyar dolarlık ana paramın (yaklaşık 16 trilyon Won) her geçen gün yüz milyonlarca dolar artış gösterdiğini görüyordum.
‘Bu, coin piyasasında ve put opsiyonlarında yaşadığım duyguyla aynı. Put opsiyonlarına 200 milyon dolar yatırıp ne kadar da pişman olmuştum.’
Şimdi ise sadece ABD borsasına 12 milyar dolar yatırım yaptığım için, bu yükseliş hızı akıllara durgunluk veriyordu.
Sayemde Kore’deki şöhretim daha da büyüdü.
– Nasdaq yine yükseldi. Kim Shin Abimizi yüceltin!
– Tüm servetimi bastım, Kim Shin Hocam sayesinde vurgun yaptım.
– Tüylerim diken diken oldu. Uyandım, bir baktım servetim deli gibi artmış.
– Coin piyasasındaki duayenlerin hissettiklerini şimdi anlıyorum. “Para basılıyor” diye sevinenler vardı ya, işte tam olarak bu duyguymuş.
– Ekonomi uzmanları mı? Kapatsınlar çenelerini. Biz Kim Shin Abimizi takip edip ona güvenmeliyiz.
– 20 yıldır borsa oynuyorum. En aptalca şeyin büyük kâr fırsatlarını kaçırmak olduğunu anladım. IMF, Kredi Krizi, Finansal Kriz... En dibe vurduğunda agresif yatırım yapmalısın.
– Peygamberimiz Kim Shin Abiyi takip edin!
Donghak Karıncalarının idolü.
Peygamber.
Yatırımcılara rehberlik eden yatırımcı.
Hisse senetleri yükselirken bana pek çok lakap takıldı, hatta adım Kim Shin’den yola çıkarak Goldking (Altın Tanrı) olarak anılıyordum.
– Goldking Hazretleri buyurdu ki: Düşük nokta çoktan geçildi!
– Goldking! Goldking! Goldking!
– Tanrıya inan ve onu takip et.
‘Çıldıracağım. Cidden.’
İnternet tam bir curcunaya dönmüştü. Borsa forumlarındaki yaş aralıklarına bakılırsa 30’ların ortası, 40’lar, 50’ler de olmalıydı.
– Özür dilerim. Ben, Kim Shin Abiyi yatırım sayesinde zengin olup YouTube’dan ilgi toplayan biri olarak eleştirmiştim.
– Ben de öyle yapmıştım.
– Hep birlikte tövbe edelim.
– Elektronik ürünler için Source AVM’den alışveriş yapın.
– Source Coin gelecektir!
Bu noktaya gelince, Kore’deki nüfuzumun artık tartışılmaz olduğu söylenebilir.
Elbette hisse senedi forumlarında ve YouTube’da benim görüşlerimle çelişen pek çok yorum vardı.
– ABD’li ekonomi uzmanları bu yıl borsa piyasasının yarı yarıya düşeceğini öngörüyor.
– CNBC’deki ekonomi tartışmasını izlediniz mi? Citibank Baş Global Hisse Senedi Stratejisti bile %30-40 ek düşüş bekliyor.
– Bank of America da duyurdu. Tarihsel olarak ABD Borsası %30’dan fazla çökerse, toparlanma en az bir yıl sürüyormuş.
– Bu piyasada hisse senetlerinin yükselmesi mucize beklemek gibi bir şey, hahaha.
– IMF, Büyük Buhran’dan bu yana en kötü ekonomik durgunluğun geleceğini söylüyor.
– ABD işsizlik oranı %10 olacak diyorlar. Ama sen kalkmış, Kim Shin’in hisselerin yükseleceği sözüne mi inanıyorsun?
Çeşitli ekonomik göstergeler ve uzmanların anlattıkları... Yine de onların yargılarını ciddiye almıyor olmamın bir sebebi vardı.
‘Çok bilgi biriktiren ve aşırı rasyonel insanlar şunu bilemezler:’
Paraya duyulan açgözlülüğün ne kadar devasa olabileceğini.
JP Morgan’da çalışan Ellie bile rasyonel ve mantıklı bir bakış açısıyla düşünüyor. Ekonomi uzmanlarının coin yatırımcılarını anlamamasının sebebi de bu değil mi? Coin fiyatları yükselince, insanlar yanıp kül olma riskleri olsa bile pervane gibi üşüşüyor.
Hiçbir uyarı onları durduramazdı.
‘Hatta düzenleme yapmak isteyen siyasetçilere karşı cephe aldılar.’
Sadece coin değil.
Hisse senetleri, gayrimenkul...
Tüm yatırım varlıkları sonuçta aynı değil mi?
Hisse fiyatlarının hızla yükselmesiyle ünlenmek sadece iyi şeyler getirmiyordu.
– AteşliÇocuk: Kim Shin Bey siz misiniz?
– Pit: Bence Kim Shin Bey.
– GidelimO: YouTube’da görmüştüm. Hayranınızım!
Oyun oynarken takma adımı tanıyan insanlar çıkıyordu. YouTube yayınında hobi olarak *League of Legends* oynarken monitör ekranı 2-3 saniyeliğine göründü, bunu hatırlayan çok insan vardı.
Ne zaman tek başıma kesilsem (solokill) rahatsız oluyordum.
– AteşliÇocuk: Sorun değil! İyi baskın yapamayan benim hatam.
Bir kere daha ölsem bile.
– AteşliÇocuk: Haa. Az önce yeteneğiniz vardı, yine mi öldünüz?
Bir daha ölürsem...
– AteşliÇocuk: Oyuna yeteneğiniz yokmuş. Bir şey yapmaya çalışmayın.
***
Lee Jong-yeop, ABD’ye gelirken her türlü angaryayı yapmaya hazırdı. Kim Shin’in işine büyük bir katkı sağlayamasa bile, en azından ufak tefek işleri üstlenmeliydi.
‘Sabah kahvaltısı, eşya toplama, iç çamaşırı yıkama, tuvalet temizliği bile benim işimdir.’
Banyoda küf varsa onu bile temizlemeye niyetliydi.
Ancak Instagram’da paylaşılacak cinsten bir köşke taşındıktan sonra...
“Sekreterim, yarın kahvaltıda ne yiyelim?”
“Hmm. Kore yemeği iyi olur.”
Otel tecrübesi olan iki aşçı tutulmuştu. Yirmi kadar koruma bile köşkte kendilerine ait lojmanlarda kaldığı için, yemekleri aşçılar yapıyordu.
Temizlik ve çamaşır da artık onun yapması gereken şeyler değildi. Ev hizmetlileri işe alındığı için ev işleriyle ilgilenmesine gerek kalmamıştı.
‘Zengin hayatı böyle bir şeymiş.’
Ölmeyi göze alarak Amerika yaşamına adapte olmaya gelmişti, ancak burası resmen cennetti.
Bu süreçte Earth Resource çalışanlarıyla da çok yakınlaştı. Prestijli üniversitelerden yeni mezun olmuş kadın çalışanlar. Başka şirketlerden transfer olan kadın çalışanlar.
“Sulli Hanım, çok güzelsiniz.”
“Teşekkür ederim!”
Kadın çalışanlarla yakınlaşarak cenneti yaşıyordu ama yine de işini aksatmıyordu. Earth Resource’un iş yapısını çözüyor, Kim Shin’in etrafında dönen olayları takip ediyordu.
– Takım Lideri Ahn Myeong-guk: Amerika nasıl? Yaşamaya değer mi?
– Lee Jong-yeop: Burası cennet.
– Takım Lideri Ahn Myeong-guk: Nesi iyi ki?
– Lee Jong-yeop: Her açıdan. Detaylarını anlatırsam Kore’den kaçıp gelirsiniz diye korkuyorum, o yüzden anlatamıyorum.
Ara sıra Takım Lideri Ahn Myeong-guk’tan gelen telefonlarda onun moralini bozacak laflar ettikten sonra, Kim Shin New York’tan döndüğünde sekreter olarak daha fazla iş yapmaya başladı.
“Kaliforniya Valiliği mi?”
“Evet. Vali Gavin Newsom bu Çarşamba San Francisco’ya gidiyor ve Earth Resource’u ziyaret etmek istediğini belirtti.”
Refakatçi sekreter olarak, Kim Shin’e gelen dış iletişimin çoğu Lee Jong-yeop üzerinden geçiyordu.
Kaliforniya’nın nüfusu 40 milyondu. Ekonomik büyüklük açısından Kore’yi geride bırakıyordu.
“Takvimi kontrol edip size geri döneceğim.”
***
“Kaliforniya Valisi Çarşamba günü şirketi ziyaret edecekmiş.”
“Kim?”
“Vali.”
Lee Jong-yeop söylediğinde kısa bir şaşkınlık yaşasam da, Vali gelmek istediğine göre reddetmem için bir sebep yoktu.
İşimde başarılı olup bu kadar para kazanınca, bir Valilik görüşmesi yapacağım günler de geldi demek.
“Memnun oldum. Ben Gavin Newsom.”
“Sizinle tanışmak benim için bir onur, Sayın Vali.”
Demokrat Parti’den Kaliforniya Valisi. San Francisco eski Belediye Başkanı olan, yakışıklı görünümlü bu adam, yanında onlarca sekreter, danışman ve koruma getirmişti.
“Burası geliştirme ekibinin olduğu yermiş.”
“Evet. Source Coin’i ve bulut sistemimizi burada oluşturduk.”
Ona ve sekreterlerine şirket binasını ve çalışanları gezdirdikten sonra baş başa kahve içtik. Asıl konunun şimdi açılacağını tahmin ediyordum.
“İşlerinizin iyi gitmesinden dolayı tebrik ederim. Bu kadar kısa sürede başarıya ulaştığınızı duyunca şaşırdım. Silikon Vadisi’nde muazzam bir servet ve şöhrete sahipsiniz.”
“San Francisco iş yapmak için harika bir şehir olduğu için çok yardım alıyorum.”
“Gerçekten harika bir iş. Kore ve Çin’den maske ithal ettiğiniz için de bir Vali olarak size minnettarım. Bu zor durumda şirketlerin öne çıkması büyük bir destek oldu. Ancak Kovid yüzünden pek çok insan zor durumda. San Francisco’da bile aç kalan çocuklar var.”
“Anlıyorum.”
Beklediğimin aksine beni oldukça araştırmış ve bilerek gelmiş gibiydi.
Bir politikacıyla görüşmek, işime doğrudan katkı sağlayacak bir durum değildi. ABD siyasetini pek bilmiyordum ve bulaşmak da istemiyordum.
Ancak zor durumdaki çocuklara yardım etmek söz konusuysa, gönüllü olmaya hazırdım.
“Çocuklar için bir yardım fonuna bağışta bulunacağım.”
“Gerçekten mi?”
“Evet. Ben de çocukken çok aç kaldığım zamanlar oldu, o yüzden bu durum bana yabancı değil.”
“Aç mı kaldınız?”
Vali’nin sorusu üzerine, eski günlerimi kısaca anlattım. Kumara düşkün baba. Evde tek başına kalan ben. Yiyecek hiçbir şey bulamayıp aç karnına okula gittiğim günler.
“Kore’nin artık gelişmiş bir ülke olduğunu düşünürdüm, böyle bir çocukluk geçirmiş olmanıza üzüldüm.”
“Ah.”
İstemsizce Kore’yi mi kötülemiş oldum?
Yaşadığım özel bir durumu genelleştirmemelerini dilerdim.
Neyse, eski günleri anlatınca gerekenden fazla etkilenen Vali konuştu:
“Gelecek yıl Stanford Üniversitesi’nin kabul töreni konuşmasına katılmanızı isterim.”
“Ne?”
“Yoksul olsa da çok çalışarak başarıya ulaşabileceğini bizzat kanıtlayan birisi değil misiniz?”
“…”
Gerçekten de çok çalıştım. Kuruş kuruş biriktirdim, okudum, çalıştım. 10’lu ve 20’li yaşlarımda sefil bir hayat yaşadım ama şimdiki başarıyı Bitcoin ile patlatıp, Ripple ile bir vuruş daha yaptım. Ardından put opsiyonlarıyla devasa bir vurgun yaptım ve Source Coin ile başarı yolunda ilerliyorum...
‘Ben, çabadan çok, ‘Hayat bir vurgundur’ deyişinin ete kemiğe bürünmüş hali değil miyim?’
Elbette çabalamasaydım şimdiki başarı olmazdı. Babama 10 milyon Won borç veremezdim.
‘Derin düşünmeye gerek yok. Politikacılar lafı iyi yapar zaten.’
Vali ayrılırken tekrar söyledi:
“Sizi mutlaka davet edeceğim.”
“Peki, teşekkür ederim.”
***
Vali ile görüştükten sonra Kaliforniya Çocuk Yardım Fonu’na 30 milyon dolar (yaklaşık 40 milyar Won) bağışlamaya karar verdim.
“Biraz fazla mı?”
“Sanırım öyle?”
Oh Myeong-woo ile konuşurken, 30 milyon dolarla yapılabilecek yüzlerce şey aklıma geliyordu. Küçük bir şirket satın almak, gösterişli bir köşk almak ya da süper spor otomobil koleksiyonu yapmak.
Mercedes S Serisinin en üst modelinden tam 100 tane almayı düşünürseniz, inanılmaz bir meblağdı.
“Hım. Yine de hayırlı bir iş, kullanalım.”
“Senin kararın tabii.”
Kurumsal faaliyet yürütürken topluma bir miktar katkıda bulunmak istiyordum. Biolife aşısı için bile, toplumsal açıdan pozitif bir imaj yaratmam gerekiyordu.
‘Ne de olsa çocukların karın tokluğuna gidecek para.’
Büyük bir meblağ olduğu için harcamaktan çekiniyordum ama israf edilmiş gibi de gelmiyordu.
30 milyon doları bölerek yerel yardım kuruluşlarına bağışladım.
“Peki Kore için bir şey yapmayacak mısın?”
Bu, Oh Myeong-woo’nun sorusuydu. Aslında ABD’de kurulan Earth Resource’un başarılı olması büyük ölçüde Kore sayesinde olmuştu.
“Adil olmak adına Kore’deki çocuklar ve bekâr anneler için de yardım kuruluşlarına bağış yaparım.”
“Hmm. Bu zaten yapılmalı ama ek olarak bir oyun turnuvası düzenleyelim mi? Senin ve şirketimizin çok hayranı var.”
“Olabilir.”
Source Coin’e hayran olan insanlar için bir hizmet sunmak fena olmazdı. Özellikle genç kesim için oyun turnuvaları izlenecek bir şölen olurdu.
“Şirket bütçesini kullanabilir miyim?”
“Elbette. Kullanılması gerektiği zaman kullanılmalı.”
3 milyar Won (yaklaşık 2.2 milyon $) ödüllü oyun turnuvasının tüm yetkisini Oh Myeong-woo’ya devrettim.
StarCraft, LoL (League of Legends) ve PUBG (Battlegrounds). En popüler üç oyun türünde turnuva düzenlenecekti.